Balkanlarda Yok Olan Mirasımız ...
Genel Bilgiler;
| Başkent |
Üsküp |
| Nüfüs |
2,046,209 |
| Yüzölçümü |
25,333 |
| Dil |
Makedonca , Arnavutça |
| Parabirimi |
Makedonya Dinarı |
| Milli Bayramlar |
2 Ağustos 1903 |
| Komşular |
Arnavutluk, Bulgaristan , Yunanistan , Yugoslavya |
| İklim |
Yazları ılıman ve kuru, sonbahar ayları oldukça soğuk rüzgarlı ve kar yağışlı geçer |
| Yönetim Biçimi |
Başkanlık Tipi Cumhuriyet |
| Saat Farkı |
1 saat ileri |
VİZE: T.C. vatandaşlarından 3 Aya kadar vize istemiyor
 |
Manastır Şehri Üsküp’e 170 km uzaklıkta. Araçla 2 saat sürüyor. Balkanlarda Kültür Mirasımız perişan durumda bu şehirde. Yeni Camii, Çınar Camii ve Haydar Kadı Camii bu eserlerden sadece bazıları.
Çınar Camii tamirhane, Yeni Camii Sanat Galerisi olarak kullanıyor. Haydar Kadı Camii ise bir donem alkol deposu olarak kullanılmış. Simdi terk edilmiş bir virane görünümünde.
Çınar Camii dinamo servisi olarak hizmet veriyor. Camiye doğru ilerledikçe durum daha da vahim bir hal alıyor. Tamirhane sahibi bir zamanlar insanların huşu içerisinde ibadet ettiği bu mabette arkadaşlarıyla içki içiyor. Yüzyıllarca içinde namazların kılındığı mabette simdi içki fasılları sıradan goruntulerden. Camiinin ilk giriş bolumu tamirhane servisi, ana ibadet bölümü ise çıkma parçaları içinde barındıran Hurdalık olarak kullanılıyor. Mihrabın hala yerini koruduğu camiinin içersinde minber ve kürsünün izlerine rastlanmıyor. Dökülmüş yağlar, dinamo parçaları ve bidonlar rasgele atılmış ana ibadet yerinin ortasına. Minare’nin üst tarafı yok, yıkılmış. Camii’nin pencereleri tuğla ve beton ile doldurulmuş. Kendisi ile görüştüğümüz eski müftü bile Caminin tam ismini bilmiyor. Önündeki yaşlı Çınar ağacından dolayı Çınar camii verilmiş adına. Çınar Camii Sultan Reşat’ın 1911 yılında Manastır şehrini ziyareti sırasında namaz kıldığı Camilerden birisi. Sultan Reşat’ın namaz sonrası Koca Çınar’ın önünde faytona bindiğini gösteren resimler mevcut.
 |
1559 yılında şehir merkezinde inşa edilen Yeni Camii 1957’de sanat Galerisi olana dek kapılarını ibadet etmek için gelen cemaate acıkmış. Bugün camii tamamen ibadete kapalı olduğu gibi duvarlarında resimlerle sanat galerisi olarak faaliyet gösteriyor. Ana ibadet yeri tekrar restorasyona alınan camii’nin ortasında koca bir hendek açılarak eskiden kilise üzerine inşa edilip edilmediği konusunda araştırma yapılıyor. Eğer kilise üzerine inşa edildiğini ispatlarlarsa camiyi yıkıp yerine kilise yapıyorlar. Ohri’de, kale yakınlarındaki camii’nin temellerinde kilise olduğunu gören Makedon yetkililer, camiyi yıkıp yerine kilise yapmışlar.
Haydar Kadı Camii ise bir donem alkol deposu olarak kullanılmış. Simdi ise tamamen metruk bir bina görünümünde. Geniş bir bahçeye sahip olan Haydar Kadı’nın bahçesine son 2-3 yıl içerisinde Hıristiyanlar küçük bir kilisecik yapmışlar.
1561 yılında inşa edilen Camii kubbeli ve görkemli bir ibadethaneymiş. Günümüzde ise sıvaları dökülmüş, kapı ve pencereleri neredeyse yok olmuş, duvarları harap bir halde. Etraf pislikten gecilmiyor. Kapısına kilit vurulmuş olan camii’nin penceresinden içeriye bakıldığında harabe bir bina söz konusu.
Manastır şehir merkezinde 17. asırda Osmanlının inşaa ettiği Saat Kulesi’nin üstüne 1992 yılında hac yerleştirilmiş.
1912 Balkan savaşlarından sonra yaklaşık 1 milyon insanimiz bu bölgeleri terk edip Türkiye’ye donmuş. Sadece 1950 yılından sonra 350 bin Türk göç etmiş Anadolu’ya. Şimdilerde Makedonya’da yasayan 100 bin civarı Türk var. Türkler göçmen olarak 1950 sonraları dönmeseydi Türkçe bu ülkede resmi dil olurdu diyorlar.
 |
Osmanlı, Manastır şimdiki ismiyle Bitola şehrine 1382 yılında gelir. İstanbul’un 1453 yılında fethedildiğini düşünürsek bu toprakların ne kadar uzun yıllar Türklerin hakimiyetinde kaldığını daha iyi anlarız.
500 seneyi aşkın Osmanlılar bu topraklarda kalmışlar. Gittikleri her yere medeniyet götürmüşler. Ayni zamanda gittikleri yerin orijinal dokusunu da hiç zarar vermemişler. Kültür miraslarına sahip çıkıp onları korumuşlar. Yollar, köprüler, çeşmeler, kapalı çarşılar, hanlar, hamamlar, konaklar inşa etmişler. Mükemmel camiler kurmuşlar. Ama bugün o güzelim kültür mirası tarihi eserlerimiz perişan durumda.
Leşok Kilisesinin yani başındaki Manastır’da dönemin Osmanlı Paşası Abdurrahman Pasa ve Recep Paşa’nın fotoğrafının yer alması hayli dikkatimizi çekiyor. Nedenini sorduğumuz papaz, Osmanlıların bu kilise’nin onarımına izin verdiklerini ve manastırdaki okul faaliyetlerini durdurmadan aynen çalışmalarına müsaadelerine ettiklerini bu yüzden de Osmanlı Paşa’sının fotoğrafını buraya astıklarını söylüyor. Osmanlı öncesi donemin Hıristiyan hükümdarların kilise tamirine bile izin vermezken Osmanlı Paşa’sının böyle bir hoşgörü örneği sergilemesi Kilise yönetimini hayran bırakmış.
Manastır şehri Osmanlı döneminde Konsolosluklar şehri olarak adlandırılırmış. 13 devletin konsoloslukları varmış bu şehirde. Simdi sadece Fransız, Rus, Türk, İngiliz fahri konsoloslukları kalmış. Osmanlı döneminde 115 bin olan şehrin nüfusu günümüzde 85 bin.
 |
Üsküp ki Yıldırım Beyazıt Han Diyarıdır,
Evlad-ı Fatiha’na onun yadigarıdır.
Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o,
Yalnız bizimdi, cevre ve ruhiyle biz’di o.
Üsküp ki Şar Dağı’nda devamıydı Bursa’nın
Bir lale bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.
Üç şanlı harbin arş’a asılmış silahları
Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları
Der yine Kendisi de Üskup’lü olan unlu sairimiz Yahya Kemal